Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 14. Bl

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri  14. Bl




Nikaha üç gün kala...

Hemen hemen her şey hazırdı. Ceyda’nın gelinliği, Umut’un giyeceği siyah oldukça sade takım elbise… Oturacakları dairedeki  son düzenlemeler için annesi ve Umut’un teyzesiyle gitmek üzere o günü seçmişlerdi. Ceyda’nın annesi daha evi görmemişti. Daireye, eşyalara, velhasıl kızının yaşayacağı eve her şeyiyle hayran kalmıştı. 
_Dilerim mutlu olursunuz kızım...Teyze hemen,
_Kızınızın mürüvvetini görmeniz bir nebze yaranızı onarır, azıcık ötenizde oturacak, sık sık görüşürsünüz zaten...dedi, hem artık biz de varız. Sizi görmek,  sohbet etmek beni mutlu eder.

_Beni de, teşekkür ederim... dedi hüzünlü bir ifadeyle kadın. Üstüne varmamak lazım diye düşündü teyze ve tekrar evi kolaçan etmek için hareketlendi. Ceyda, salondaki perdelerine bakıyordu hayranlıkla. ‘Tam hayal ettiğim gibi ‘ diye düşünüyordu. Ama içindeki huzursuzluğun ne olduğunu çözemiyordu bir türlü. Geçenlerde bir gece gördüğü  rüyanın etkisi miydi hala? Yoksa her sevenin duyabileceği kaybetme korkusundan mıydı bir türlü çözemiyordu. Derken öğleden sonra evden ayrıldılar. 

Umut iş yerindeydi. Babasının uygun gördüğü birimdeki çalışmalarla ilgili tüm detayları öğreniyordu. Dönüşte kolaylık olsun diye planlarını, çalışanlarla görüşmelerini yapıyor, tüm dökümanları istiyordu. Ara verdiği an, yine arkadaşları geliyordu aklına. Onları çağırmaya hiç gönüllü değildi. Ufacık bir istek bile yoktu içinde. Bu düşünceyi ittirmeye çalışıyordu hep.

Nihayet gün gelip çatmıştı. Evlerindeki son günleriydi. Ceyda’nın içini bir hüzün dalgası kaplamıştı yine. Annesi ve babası, o gittikten sonra yalnız kaldıklarında kardeşinin ölümünü kurarak mutsuz olurlar mı diye düşünmeden edemiyordu. Kahvaltıda onları neşelendirmeye çalışıyordu. Sade gelinliğini, bileğine kadar olmasını tercih ettiği güpür eldivenlerini, şık fakat fazla topuklu olmayan beyaz ayakkabılarını tek tek kontrol etti. Duvağının abartılı olmamasına özen göstermişti. Sadelikten vazgeçemiyordu gelinlik de olsa. Ceyda annesini aldı ve teyzesini de evinden almak üzere yola çıktılar.

Berberde Sedef hanım, arkadaşları, ablası, Ceyda ve annesi hep birlikteydiler işte. Hummalı bir çalışma başlamıştı. Ceyda saçlarına serbest bukleler yapılmasını istedi. Toplattırmak istemedi. Aslında topuz çok yakışırdı ona ama böyle istiyordu. Tüm çalışanlar nikah sahiplerinin ve yakınlarının etrafında pervane olmuşlardı. Nesli’yi unutmamak lazım! O biraz geç kalmıştı, arkadaşını öpücüklere boğsa da Ceyda ona bayağı bir sitem etti. Önce bir fotoğraf stüdyosuna gideceklerdi Umut, Ceyda ve Nesli. Ceyda’nın tüm hazırlıkları bitip gelinliğini giydiğinde herkes hayranlıkla onu izliyordu. Böyle güzel bir gelin görmedik diyenler, iltifat edenler... 

Umut gelmişti. Salonda Ceyda’yı gördü, hayran olduğunu fısıldadı kulağına. Bir kuğu kadar zarif, bir melek kadar güzeldi.

Nikaha daha iki saat vardı. Resimlerin çekilmesi bir saati almıştı. Sonra ancak evlendirme dairesine gidecek vakitleri kalıyordu. Arabada da abartılı süs istememişti Ceyda. Bembeyaz çiçekler beyaz kurdele ile ön tarafa sabitlenmişti. Siyah araba ve bembeyaz çiçekler. Gelin çiçeği papatya idi Ceyda’nın. Çok severdi papatyaları. Nikah dairesine doğru giderken Ceyda ile Umut heyecandan birbirlerine dönüp bakamıyorlardı bile. Nesli’nin şakalarına da gülemiyorlardı. O kadar heyecanlıydılar ki... Bir an önce nikahın kıyılmasından başka düşünceleri yoktu.


Ece Evren   29.09.2016

Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 13.Bl

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 13.Bl

Yoncalı Şalın Sihri
Davetiye


Davetiyeler gereken yerlere ulaşmışlardı. Kimseyi gücendirmek istemiyorlardı. Umut’un ise en gücüne giden şey, anne ve baba adının yazıldığı yere teyzesinin ve eniştesinin adlarının yazılamamasıydı. Bu büyük ve acıtan yalan, onun hayatta ilk defa yaşayacağı günün belgelerinin kayıtlarındaki ve evlenme cüzdanındaki yeri haksızca işgal edecekti. Sedef nihayet nikah günü yaklaştığı ve onların şanına halel gelmemesini garantiye almak için ne giyeceklerine dair konuşmak üzere, elinde birkaç  bir model  dergisiyle kardeşine geldi. Ablasının keyfi yoktu. Sedef şaşırdı…

_Ne o abla keyifsizsin?
_Sen nasılsın?  Vicdanın rahat mı, hiç uykun kaçmıyor mu, nasıl benim kardeşim oldun ki sen ?  asla anlayamayacağım… Sedefin yüzü bulutlanır, sinirli bir hal alır, tıpkı oyunda kaybetmeye başladığındakine benzer bir hal.

_Söyledim Sedef ! hem Umut’a hem de Ceyda’ya söyledim gerçeği! bilmeleri hakkıydı. Zaten sen ne varsın, ne de yoksun. Ne fark eder ki?  Aniden ayağa kalkan Sedef dergileri ablasına doğru fırlattı . 
_Lanet olsun abla sana!…dedi. Hızlıca ve hırsla hareket ediyordu. Sokak kapısını da  çarpıp terk etti ablasının evini...
Kadın çok etkilenmemişti, hazırlıklıydı böyle bir tepkiye. Biraz da o acı çeksin diye düşündü. Vicdanı kıpırdardı belki az da olsa…

Umut arkadaşlarını davet edip, etmeme konusunda ikilem yaşıyordu. Sessizliklerini hayra yormuyordu. Aralarında en varlıklı olan Umut’tu, dolayısıyla onun desteğine sürekli ihtiyaç duyuyorlardı. Eli bir an telefona gitti, hemen  vazgeçti. Onlar bir şeyler içmeden gelmezlerdi. Rezil olurum diyordu... Ama kafasını kurcalamıyor değildi. Olayı akışına bırakmak şu an için en uygun olandı.

Umut ile Ceyda’nın  evlerinde  evlenecek çocukları olan ailelerin neşelerinden eser yoktu. Bunu beklemiyorlardı aslında. Ama gerçek buydu. En azından "şunu şöyle yapın, bu böyle olsa daha iyi olur "gibi tatsız söylemler  duymuyorlardı. Ceyda’nın annesi buruk bir sevinç yaşıyor, kızının evlenmesine dair sevinç gözyaşlarına, kim bilir belki oğlununkileri de katıyordu. Sık sık Umut’un teyzesini arıyor, yapılması gereken ve gözünden kaçabilecek şeyleri hatırlatmasını rica ediyordu. Kadın ona teşekkür ediyor, dinlenmesini ve bir an önce sağlığına kavuşması için dua ettiğini yineliyordu. Görünen şuydu ki, aileler uyum içindeydiler. İşler yolundaydı, Ceyda ve Umut bunun farkındaydılar.
İlerleyen günlerde  bakalım neler olacaktı ?



Ece Evren
Devamını Oku

Hayallerimiz # MİM

Hayallerimiz # MİM

Hayallerimiz # MİM


Merhaba gönül dostları
Yine keyifli bir mim ve yine gönlümde ayrı yeri olan  iki güzel insan  beni de unutmayıp mime dahil etmiş.
Sevgili İlknur Bi Blog ve sevgili Ece Ablam Ece Evren
Size çok teşekkür  ederim.
Bu sefer konu hayallerimiz
 Hayal deyince ,Yahya Kemal'in şu dizesi gelir aklıma " İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar."
Hayal kurmadan yaşayan insanlar var mıdır bilmem ama ben de zaman zaman hayal dünyasının engin denizlerine açılmayı severim.
Kimilerine göre belki de hiç gerçek olmayacak  hayaller kurarım ama  gerçekmiş kadar da kıpır kıpır olur yüreğim.
Bakalım hangi hayallerden dem vuracağım sorularla birlikte.


1-Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ve zaman dilimi var mı?

Hayal kurmanın yeri de zamanı da olmaz diye düşünüyorum, bazen bir kitap okurken, bazen de yolculuk esnasında bir yere dalıp gitmişken kendimi yakalıyorum. Bazen de yemek yaparken hayallerim canlanır gözümde.
Blog yazılarım da hayallerimin belgelenmiş hali değil midir ki?


2-En çok nelerin hayalini kurarsınız?

Şu ya da bu diyemiyorum. Haleti ruhiyem nasıl bir hayale dalmak istiyorsa orda buluyorum kendimi. 
Laf aramızda hayal kurmak, benim en güzel oyunum. Hatta bazen sınıfta miniklerimle de oynuyoruz bu oyunu " Düşler Ülkesi" oyunu diyorum ben buna. Her seferinde farklı bir hayal ülkesinde  hayat buluyorum. Dünyanın sıkıcılığına inat bir kahve içimi soluklanıyorum.

3-Şimdiye kadar çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?

Benim derdim hayallerimin gerçekleşip gerçekleşmemesi değil ki, ben zaten her seferinde gerçekmiş gibi heyecanlanıyorum. Bunun yanı sıra gerçekleşmiş hayallerim de olmadı değil . Mesela adıma açtığım iki tane kütüphane, kendime ait şirin bir ev gibi.


4- Henüz gerçekleşmemiş ama ille de gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı ? Sakıncası yoksa anlat çabuk!
  
Hayatımda gerçekleşmesini istediğim  bir değil iki güzel hayalim var benim.
ilki "Kahve altı şiirleri" ve "ah nostalji" isimli kitaplarımı vitrinlerde görmek.
İkincisi de " Cafe Tigris"i hayata geçirip dostlarımla bir araya gelmek.
İnanıyorum ki hayallerim birgün gerçek olacak ve sizlerle kahvelerimizi yudumlarken hayallerin gerçek olduğunu konuşurken bulacağız kendimizi.


 gelelim mimin en can alıcı yerine , bu günün şanslılarına. Her mim görevinde olduğu gibi sizden ricam en az beş arkadaşınızı mimlemeniz ve eğer ki mim görevini yerine getiremeyecekseniz yerinize bir başka arkadaşınızı belirlemeniz.

Ilgının renkli dünyası

biz kimiz kadınız

deli kızın bohçası

kurabiyecimiss

renkli pasta sepeti

örgü çantam

merihin atmosferinde






Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 12. Bl

Ece Evren  Yoncalı Şalın Sihri 12. Bl

Yoncalı Şal hikayesi
Fidan



Uzun süren hazırlıklar Umut ve Ceyda’yı yormuyordu, aksine en mutlu oldukları anlardı onlar. Umut işine dört elle sarılmıştı. Babası bir gün ona,  gitmesini ve nikahtan sonra düzgünce işinin başında olmasını  önermişti. Teşekkür ediyordu sürekli  babasına. Herkesin böyle bir imkana sahip olmayacağının bilinciyle şükretmeyi de  unutmuyordu. Ama üniversiteyi onları üzmeden bitirmişti. Takdir ederdi  bunu zaten  babası.

Ev alındı, bir aya yakın bir sürede döşendi. Alışverişin her türlüsünde yanlarına  teyzesini de alıyordu Umut. Ama Ceyda’nın beğenisi çok önemliydi onun için. Ceyda ise çekingenliğini bir türlü atamıyordu üzerinden. İlk ve tek yaşadığı şeyle yüzleşmek onu utandırıyordu. Umut anlıyor, üstüne varmadan cesaretlendirmeye çalışıyordu. Çok anlayışlı bir gençti, zekiydi üstelik.
Annesinin ise, senelerdir onun çeyizini hazırladığından hiç mi hiç haberi yoktu Ceyda’nın. Yatak odasındaki büyük çeyiz sandığını merak ederdi sadece. Annesinin gülümseyerek çıkardığı her parça, onu heyecanlandırıyordu. Yanakları sıcacık oluyordu sık sık.

_Her şeyin hazır sayılır kızım. Ufak tefek eksikleri  de tamamlarız. Ben listeyi hazırladım …
_Bilmiyordum, benim için bu kadar hazırlık yaptığını hiç fark etmedim anne  dedi Ceyda . Teşekkür edip elini öptü bu defa annesinin. Sarıldılar ve bir süre öyle kaldılar.
Annesi biraz kendine geliyordu  sanki. Kardeşi öleli üç aya yaklaşmıştı. Ama oğlundan konuşmayı şiddetle reddediyor, o an yüzünü kapkara bir bulut sarıyordu sanki… Evde kardeşine ait ne varsa ihtiyaç sahiplerine dağıtılmış ve eve yeni bir düzen getirilmişti. Zamana ihtiyaç vardı. Nikaha ise on beş gün kadar kalmıştı. 

Son günlere yakındı. Ceyda Umut’tan kendisini kardeşinin mezarlığına götürmesini  rica etti. Telaşla unutmaktan korkuyordu. Annesine de teklif ettiler ama annesi, hayır dercesine  başını yukarıya doğru sertçe kaldırdı, üstelemediler…

Mezarlığa gittiklerinde gördüğü Ceyda’yı o kadar şaşırtmıştı ki… Bir kız vardı, mezarın ayak ucuna oturmuş ve elinde bir dua kitabı, hem okuyor, hem de hıçkırarak ağlıyordu. Onu cenazede görmüştü. Ufak tefek sarışın, güzelce bir kızdı. Yaklaşamadı önce yanına. Okuması bitsin istedi. Yanında bir su şişesi vardı, büyükçeydi. Sanırım toprağını sulayacak diye düşündü.

 Kıpırdamaktan korkarak,  onun göremiyeceği bir yere  gizlendiler. Duası bitmişti işte. Gözlerini baş örtüsü ile silmeye çabalıyordu. Çantasına uzandı. Bir torba çıkardı. İçinde minik bir çiçek fidanı vardı. Toprağın kenarına bırakıp elleriyle bir çukur açmaya çalıştı, açtı da. Fidanı yerleştirdi. Etraftaki topraklarla destekledi  ve  önce ona su döktü. Kalan suyu ise başucundan başlayarak eşitçe dağıttı. Artık Ceyda ile Umut bu ufacık,   ama kocaman yürekli kızın yanına yaklaştılar. Biraz ürktü onları görünce, hemen tanıdı  Ceyda’yı…
_Ceyda abla, çok üzgünüm. Unutamıyorum onu, çok sevmiştim ben… Gözyaşları karıştı sanki. Aynı kişiyi sevmek, aynı yürekte atmak gibiydi.


Sevgi paylaştıkça çoğalırdı. Acılar ise, daha az yıkıcı olurdu paylaşınca. Sevdiklerinizin acılarını paylaşın, onları bir nebze ferahlatın. Günü gelince bunun size neler kattığını mutlaka anlayacaksınız …



Ece Evren   25.09.2016



Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 11. Bölüm

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 11. Bölüm


O günlerden birinin gecesi, yatağında uzanmış Umut’la mutlu olacağı günlerin düşünü kuruyordu. 
Birden, bir hafta evvel Umut’un teyze ve eniştesiyle onu istemeye geldikleri gün geldi aklına. Umut,  Ceyda’ya bir aksilik çıkmasından korktuğu için bunu bir an evvel gerçeğe geçirmek istediğini söylemişti. Olur demişi kız.” Ben annemle konuşayım...” Annesine hem birini sevdiğini hem de kararlı olduğunu anlatmalıydı.  Anne ve babasına bu konuda gerekiyorsa tavizsiz davranmasını salık veriyordu Umut. Yine ve bir o kadar da  nasıl anlatırım korkusu vardı  içinde Ceyda’nın. Bir sabah kahvaltı sonrası birden yumuşak bir sesle

_Bir gençle tanıştım anne, kardeşim ölmemişti daha. Annesi gözlerini dikerek ona
_Ne zamandır kızım?
_Üç aya yakın oldu sanırım.
_Yeni yani...
_Yeni ama çok ciddi anne, onu çok sevdim. Üstelik bilirsin daha evvel böyle bir şey olmadı. Senden ben hiçbir şeyimi saklamadım.
_Tanıyabildin mi peki birkaç ayda?
_Kim tanıyor ki kendisini bile aslında. Gördüklerim yetti anne, duyduklarım da…
_Büyümüşsün sen Ceyda, dilerim mutlu olursun kızım. Ceyda sevindi bu sözlere. Neler söylemişti annesi ona. Anneler erkek çocuklarına düşkün olur diye duyardı hep. Ama annesi kendisine iltimaslı davranmış ve bunu hep hissettirmişti ona. Neden kardeşime o kadar çok tepkili davranıyordu diye düşünmeden edemedi. Adalet duygusu olan bir kızdı.
__Anne, bunu söylemenin zamanı geldi, sana söylemeden önce çok düşündüm ve emin olmak istedim hep. Biz Umut’la evlenmek istiyoruz.
_Tabii de yavrum,  kardeşin ?  Biraz erken değil mi sence?
_Asude bir nikah anne, beni istemeye gelmek için senden bir fırsat istediler… Anneeee, lütfen diyerek o güzel ela gözlerini dikti ona…
_Olur kızım, bu hafta sonu gelsinler…

_Sağ ol anne diye fırladı yerinden. Annesine ne zamandır sarılmamış, onu öpmemişti böyle. Aslında kadının buna çok ihtiyacı vardı belki de. Birden annesine aktı kalbi sarılıp onu doyasıya öptü.
_Teşekkürler diye birkaç kez söylemiş ve uçarcasına odasına gitmişti.


Umut’ un getirdiği  bembeyaz çiçekler o günden bugüne hala odasındaki etajerin üstündeydiler. Onlar anılarını, Ceyda’nın düşüncesinde tazelerdiler.




Ece Evren        23.09.2016

Devamını Oku

Misafirim Olun

Misafirim Olun
Bazen öyle bir dostluk köprüleri kurulurki mesafeler bir anda yok olur.
İşte benim  kendi çok uzaklarda ama kalbi her an benimle atan çok güzel bir dostum var.
Bloggerin en güzel yanı da bana kattığı güzel dostlarımın olması.
çok uzun yıllar birlikte güzel günlere ulaşacağımızı diliyorum ve hissediyorum.
Canım Deryacım  Deli kızın bohçası buhafta beni misafir etmiş. Çok mutlu oldum. Deryacığımı tanımayanlar varsa hemen, hemen koşarak......
Misafririm olun haydi beabe yudumlayalım dostluk kahvelerimizi
Ben de misafirlerime hoşgeldiniz diyorum ve kahvenizi şuraya bırakıveriyorum sevgiyle.
Hoşgeldiniz Kahvesi

Devamını Oku